<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
  <channel>
<title>İzmir Yerel Gündem</title>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr</link>
<description></description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.izmiryerelgundem.com.tr</copyright>
<image>
<title>https://www.izmiryerelgundem.com.tr</title>
<url>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/images/genel/Adsız-1.fw.png
</url>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Sıfır Noktasından Başlamak</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın getirdiği zorluklar ve engeller nedeniyle dezavantajlı bir konumdan belki dışlanmış, belki imkansızlıklar içinde yola çıkmak.</p>

<p>​Bu mücadelenin sonucunda ulaşılan liderliğin, hem kendi kişisel onurumu hem de temsil ettiğim tüm özel gereksinimli bireylerin toplumsal gururunu yükseltmesi, fFiziksel veya sosyal engellerin, kişinin liderlik ve başarı azminin önüne geçemeyeceğinin kanıtıdır.</p>

<p>Kendi yaşam mücadelemmi  başkalarına yol gösteren bir başarı hikayesine dönüştürmenin ve topluma hizmet etmenin verdiği eşsiz bir gururdur.</p>

<p>​Bu durum, toplumda farkındalık meydana getirme, hak arama ve diğer özel gereksinimli bireylere imkansız diye bir şey yoktur mesajını verme açısından çok değerli bir liderlik destanıdır.</p>

<p>Tüm engellere rağmen yılmadan, büyük bir kararlılıkla çalışmak ve kendimi geliştirmek sadece kendi hayatımda değil, toplumsal alanda da en üst basamağa, yani bir 'engelli dernek başkanlığı' pozisyonuna yükselme...</p>

<p>Bu pozisyon, binlerce kişinin umudu ve sesi olmak demektir. Ağır adımlar ile  yıllar alıp sıfırdan birinci basamağa çıkmak toplumsal bir zaferi de temsil eden, olağanüstü bir azmin gururu...</p>
]]></content:encoded>
<author>Ayşegül Sarıçam Bayrak</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/aysegul-saricam-bayrak/sifir-noktasindan-baslamak/12/</link>
<pubDate>Tue, 21 Oct 2025 13:51:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Engelli Dernek Başkanlarına Neden Eğitim Şarttır?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bu tür eğitimler, dernek başkanları ve yöneticileri için sadece kişisel gelişim değil, aynı zamanda hareketin genel gücü için bir zorunluluktur.<br />
​<br />
​Eğitim, bir önceki yanıtta bahsedilen sorunların (rekabet, liderlik çatışmaları, kıt kaynak çekişmesi) kökenine inerek çözüm odaklı bir bakış açısı sunar:</p>

<p><strong>​Ortak Vizyon ve Amaç Belirleme</strong></p>

<p>​Farklı Engellilik Türleri İçin Ortak Savunuculuk Engelli Haklarında Birleşik Stratejiler<br />
​Derneklerin kendi dar kapsamlarının dışına çıkarak, tüm engelli bireylerin hakları için tek bir ortak hedefin etrafında birleşmesini sağlama ​Paydaş Analizi ve Etkili İletişim Kriz ve Çatışma Yönetimi Yapıcı Eleştiri Kültürü Rekabet yerine işbirliğini merkeze alan yöntemleri öğretir. Başarıyı kıskanmak yerine, o başarının nasıl ölçeklendirilebileceği ve yaygınlaştırılabileceği üzerine odaklanmayı sağlar</p>

<p><strong>Ortak Proje Geliştirme ve Fon Yönetimi</strong></p>

<p><strong>Etik Değerler ve Kurumsal Şeffaflık</strong></p>

<p>Kıt kaynaklar üzerindeki gerginliği azaltmak için ortak proje ve fon başvuru mekanizmalarını öğretir, böylece rekabet yerine kaynakları büyütme kültürü yerleşimi</p>

<p><strong>STK'larda Kapsayıcı Liderlik</strong></p>

<p><strong>Ego Yönetimi ve Ekip Çalışması</strong></p>

<p>Başkanların kişisel egolarını bir kenara bırakarak, misyon odaklı ve diğer liderlerin başarısını takdir eden bir yönetim anlayışını benimsemelerine yardımcı olur.<br />
​Dayanışma eğitimi sadece bir lüks değil, engelli hakları mücadelesinin kurumsallaşması ve güçlenmesi için atılması gereken en önemli adımlardan biridir. Bu eğitimler genellikle Sivil Toplum Kuruluşları (STK) kapasite geliştirme programları ve akademiler tarafından sunulmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Ayşegül Sarıçam Bayrak</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/aysegul-saricam-bayrak/engelli-dernek-baskanlarina-neden-egitim-sarttir/11/</link>
<pubDate>Sun, 19 Oct 2025 14:10:06 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Engellilere Konut Ayrımcılığına Son?</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Kapılarımız, yalnızca tekerlekli sandalyenin sığacağı genişlikte değil, aynı zamanda ön yargısız kalplerin açılacağı genişlikte olmalı.</p>

<p>​Bir evin değerini metrekaresi değil, içinde yaşayanların hayatını ne kadar kolaylaştırdığı belirler. Özel gereksinimli bir birey için ev, sadece bir çatı değil, bağımsızlığının başladığı yerdir."</p>

<p>Özel gereksinimli , birinin kim olduğunu tanımlamaz. Özel olduğunu Onların da her insan gibi güvenli, huzurlu ve saygı duyulan bir yaşam alanına ihtiyacı vardır.</p>

<p>​Unutmayın, bugün engelsiz olmanız, yarın da öyle olacağınız anlamına gelmez. Hayatın ne getireceği bilinmez, ama anlayışın her zaman bir değeri vardır.</p>

<p>​Evinizi kiraya verirken, sadece bir kira geliri değil, aynı zamanda bir insanın hayatına dokunma fırsatı da yakalarsınız. Bu fırsatı adil ve insancıl bir şekilde değerlendirin.<br />
​Empati, bir evin kapısını açmanın en sağlam anahtarıdır. </p>

<p>Özel gereksinimli  bir kiracıya evinizi açarken aslında ona bir yuva kurma fırsatı sunarsınız.</p>

<p>​Bu sözler, ev sahiplerinin özel gereksinimli bireylere karşı tutumlarını yeniden gözden geçirmeleri için birer hatırlatıcı olabilir. Özel gereksinimli bireylere ev kiralamak, onlara sadece bir yaşam alanı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda toplumun her kesiminin eşit ve adil bir şekilde yaşama hakkına sahip olduğunu gösteren önemli bir adımdır.</p>
]]></content:encoded>
<author>Ayşegül Sarıçam Bayrak</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/aysegul-saricam-bayrak/engellilere-konut-ayrimciligina-son/10/</link>
<pubDate>Sun, 05 Oct 2025 15:01:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kahraman Gazilerimize Sonsuz Saygıyla</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>​Saygıdeğer gazilerimiz, kahramanlarımız...</p>

<p>​Bugün, vatan toprağının her karışını canınız pahasına korumuş olan sizleri, en derin minnet ve şükran duygularımızla selamlıyoruz. Sizler, milletimizin bağımsızlığı ve huzuru için gösterdiğiniz eşsiz fedakârlıkla, hepimiz için birer onur ve ilham kaynağı oldunuz.<br />
​Biz engelli bireyler olarak, hayata ve topluma dair her alanda karşılaştığımız zorluklara rağmen ayakta durma ve mücadele etme azmini, sizlerin destansı hikayelerinden alıyoruz. Sizin vatan için gösterdiğiniz cesaret ve kararlılık, bizlere hayatın her anında nasıl güçlü kalınacağını gösteriyor. Sizler, sadece savaş meydanlarında değil, yaşamın kendisiyle olan mücadelemizde de bizlere yol gösteren birer meşale oldunuz.</p>

<p>​Bu anlamlı günde, aziz şehitlerimizi rahmetle anarken, gazilik mertebesiyle şereflenmiş sizleri bir kez daha yürekten kutluyoruz. Sizler, bu milletin sarsılmaz gücünün ve ruhunun en büyük kanıtısınız.</p>

<p>Tüm engelli bireyler adına, fedakârlıklarınız için sonsuz teşekkürlerimizi sunarız.<br />
​İyi ki varsınız!</p>

<p>​En derin saygı ve şükranlarımızla.</p>
]]></content:encoded>
<author>Ayşegül Sarıçam Bayrak</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/aysegul-saricam-bayrak/kahraman-gazilerimize-sonsuz-saygiyla/9/</link>
<pubDate>Fri, 19 Sep 2025 17:26:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Engelsiz Yargısız Yaşam</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Birini yargılamadan önce durun ve kendinize, "Bu kişi hakkında ne biliyorum?" diye sorun. Cevap muhtemelen “hiçbir şey” veya “çok az olacaktır. Bu basit duraklama, yargılayıcı bir yorum yapmanızı engelleyebilir.</p>

<p>Empati Kurmaya Çalışın: Kendinizi o kişinin yerine koymayı deneyin. Onun neden öyle giyindiğini, öyle konuştuğunu veya davrandığını düşünün. Belki de zor bir gün geçiriyor, belki de sizden farklı bir kültürel geçmişe sahip.</p>

<p>Merakınızı Geliştirin: Yargılamak yerine, anlamaya çalışın. Birisi hakkında ne düşündüğünüzü fark ettiğinizde, bu düşüncenin doğru olup olmadığını sorgulayın. "Neden böyle düşünüyor olabilirim?" ya da "Bu kişiyi tanımak için ne gibi sorular sorabilirim?" gibi sorular sorun.</p>

<p>Odağınızı Değiştirin: Yargılamak yerine, başkalarının iyi yönlerine odaklanın. İnsanların güçlü yönlerini, başarılarını veya sahip oldukları olumlu nitelikleri bulmaya çalışın. Bu, zihniyetinizi olumsuzdan olumluya doğru kaydıracaktır.</p>

<p>​Sessiz Kalmayı Deneyin: Bazen en iyi strateji, bir yorum yapmaktan tamamen kaçınmaktır. Bir an durup bir şey söylememek, düşüncesiz bir söz söylemekten her zaman daha iyidir.<br />
​Alçak gönüllülük Uygulayın: Hepimizin kusurları ve eksiklikleri olduğunu unutmayın. Başkalarını yargıladığımız zaman, kendimizi onların üzerinde bir yere koyarız. Unutmayın ki, sizin de başkaları tarafından yargılanabileceğiniz durumlar olabilir.</p>
]]></content:encoded>
<author>Ayşegül Sarıçam Bayrak</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/aysegul-saricam-bayrak/engelsiz-yargisiz-yasam/8/</link>
<pubDate>Thu, 18 Sep 2025 11:50:45 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Engellilerin Karşılaştığı Sorunlar ve Çözüm Yolları</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>​Engelliler, günlük yaşamda birçok engelle ve sorunla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunlar sadece fiziksel erişilebilirlikle sınırlı kalmayıp, sosyal, ekonomik ve psikolojik boyutları da içermektedir. Toplum olarak engellilerin yaşadığı bu zorlukları anlamak ve onlara destek olmak, daha kapsayıcı ve adil bir dünya inşa etmemiz için hayati önem taşır.</p>

<p><strong>​Fiziksel Erişim Engelleri</strong></p>

<p>​Engellilerin karşılaştığı en temel sorunlardan biri fiziksel erişilebilirlik eksikliğidir. Kaldırımlarda bulunan engeller, rampa ve asansörlerin yetersizliği, toplu taşıma araçlarının engellilere uygun olmaması gibi durumlar, engellilerin özgürce hareket etmesini kısıtlar.</p>

<p><strong>​Çözüm:</strong> Şehir planlamasında ve bina tasarımlarında evrensel tasarım ilkelerinin benimsenmesi, tüm kamu binalarının ve ulaşım araçlarının engellilere uygun hale getirilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>Sosyal ve Psikolojik Engeller</strong></p>

<p>Engelliler, fiziksel engellerin yanı sıra, toplumun önyargıları ve ayrımcı tutumları nedeniyle sosyal dışlanma ve yalnızlık hissedebilirler. "Acımak" veya "kahramanlaştırmak" gibi yanlış yaklaşımlar da engellilerin kendilerini tam olarak ifade etmelerini engeller.</p>

<p><strong>Çözüm:</strong> Toplumun engellilere karşı bilinç düzeyini artırmak için eğitim kampanyaları düzenlenmeli, farkındalık yaratılmalıdır. Engellilerin hayatın her alanına katılımını teşvik eden sosyal projeler desteklenmelidir.</p>

<p><strong>Eğitim ve İş Hayatındaki Engeller</strong></p>

<p>​Engelliler, eğitim ve kariyer hayatında da ciddi zorluklarla karşılaşmaktadır. Okullarda özel eğitim materyallerinin ve destek personelinin yetersizliği, iş yerlerinde ayrımcılık ve uygun olmayan çalışma koşulları, engellilerin potansiyellerini tam olarak gerçekleştirmelerini engeller.</p>

<p><strong>Çözüm: </strong>Kapsayıcı bir eğitim sistemi için okullarda özel gereksinimli öğrenciler için gerekli tüm düzenlemeler yapılmalı, işverenlere engelli istihdamını teşvik edici politikalar uygulanmalıdır.</p>

<p><strong>​Yasal ve Bürokratik Engeller</strong></p>

<p>​Engellilere yönelik yasal hakların tam olarak uygulanmaması ve bürokratik süreçlerin karmaşıklığı, engellilerin haklarına erişimini zorlaştırmaktadır. Engelli raporu alma süreci, sosyal yardım başvuruları gibi konular bu zorluklara örnek verilebilir.</p>

<p><strong>​Çözüm: </strong>Mevcut yasaların etkin bir şekilde denetlenmesi, bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi ve engellilerin haklarını koruyacak bağımsız mekanizmaların oluşturulması gereklidir.</p>

<p>​Engellilerin karşılaştığı bu sorunların çözümü, sadece devletin değil, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Her birimiz, engelleri kaldırmak ve daha adil bir dünya yaratmak için atılacak her adıma katkı sağlayabiliriz.</p>

<p>​Engellilerin yaşamlarını kolaylaştırmak ve potansiyellerini ortaya çıkarmak için sizin de aklınızda başka ne gibi fikirler var?</p>
]]></content:encoded>
<author>Ayşegül Sarıçam Bayrak</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/aysegul-saricam-bayrak/engellilerin-karsilastigi-sorunlar-ve-cozum-yollari/6/</link>
<pubDate>Wed, 17 Sep 2025 17:59:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nereye Gidiyoruz? Sessizliğin Bedeli</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Etrafımıza bakınca, adaletsizliklerin, haksızlıkların sıradanlaştığı bir dünya görüyoruz. Her köşede bir çığlık var ama kulaklar sağır. Göz göre göre yaşanan zulme karşı kimseden ses çıkmıyor. Sanki herkes bir tiyatro oyununu izler gibi; sahnede acı var, zorbalık var ama salondaki izleyiciler kımıldamıyor bile. Peki bu sessizlik neden? Korkudan mı, ilgisizlikten mi, yoksa alışmışlıktan mı?</p>

<p>Belki de insanlar, başlarına gelmeyen hiçbir şey için sorumluluk hissetmiyor. “Bana dokunmayan yılan” zihniyeti hâkim. Oysa zulüm, sadece hedef aldığı kişiyi değil, izleyen herkesi de yavaşça zehirler. Sessizlik, zamanla bir tür suç ortaklığına dönüşür. Çünkü ses çıkarılmayan her haksızlık, yarının normaline dönüşür.</p>

<p>Korkmak doğal, ama sessiz kalmak seçimdir. Bugün korkuyla susanlar, yarın kendi başlarına geleni anlatacak kimse bulamayabilir. Çünkü sessizlik bulaşıcıdır. İnsanlar sustukça, zalimler cesaretlenir; mazlumlar ise daha da yalnızlaşır.</p>

<p>Medya, sivil toplum, aydınlar… Hepsi bir zamanlar sesini duyurmak için mücadele ederdi. Şimdi çoğu ya sessizliğe gömülmüş ya da sıradan haber diline hapsolmuş. Her şey hızla tüketiliyor; bir haber öbürünü kovalıyor, ama hiçbirinin izi kalmıyor. Ne bir durup düşünme var, ne de bir derinlik.</p>

<p>Oysa tarih bize bir şey öğretti: Değişim, sessizliği delen bir sesle başlar. Rosa Parks otobüste kalkmadı, Gandhi tuz yürüyüşüne çıktı, Mandela susmadı. Bu insanlar, tek başlarına koca düzenleri sarsabildiler çünkü susmayı reddettiler.</p>

<p>Şimdi bize düşen görev açık: Sadece “Ne oluyor?” diye sormakla yetinmemek. Asıl mesele “Ben ne yapabilirim?” sorusunu sormakta. Bazen bir söz, bazen bir duruş, bazen sadece suskunluğa direnmek bile bir başlangıçtır.</p>

<p>Zulüm karşısında tarafsız kalmak, zalimin yanında yer almaktır. Kendi konforumuza sarılıp başkalarının acılarına gözümüzü kaparsak, o acılar er ya da geç kapımızı çalar. Bu yüzden artık sustuğumuz her anın hesabını kendimize sormanın vakti geldi.</p>

<p>Bugün değilse ne zaman? </p>

<p>"Allah, zalimleri sevmez."</p>
]]></content:encoded>
<author>Sabahattin Gündoğdu</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/sabahtan-gundogdu/nereye-gidiyoruz-sessizligin-bedeli/5/</link>
<pubDate>Mon, 09 Jun 2025 14:12:55 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İzmir Daha Güzel Yaşanır Bir Şehir Olabilir</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir'de yaşamak, Ege'nin ılık rüzgarlarıyla iç içe, denizin mavisinin her an size eşlik ettiği bir ayrıcalık. Ancak bu potansiyel cennetin, maalesef hak ettiği yaşam kalitesine ulaşamadığı da bir gerçek. "İzmir daha güzel yaşanır bir şehir olabilir mi?" sorusu, aslında her İzmirlinin zihninde yankılanan bir dilek. Cevabı ise kesinlikle evet! Ama bunun için sadece dilemek yetmez, harekete geçmek gerekir.</p>

<p>Öncelikle kentsel planlamanın acilen gözden geçirilmesi gerekiyor. İzmir, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, her köşesinde ayrı bir hikaye barındıran bir şehir. Ancak son yıllarda yükselen beton yığınları, bu tarihi dokuyu ve estetiği gölgelemeye başladı. Daha yeşil alanlara, daha insan odaklı projelere ihtiyacımız var. Yeterli sosyal donatı alanı olmayan, çocukların güvenle oynayabileceği, yaşlıların rahatça vakit geçirebileceği parkların azlığı ciddi bir sorun. Şehrin nefes alacağı, insanların doğayla buluşabileceği alanları çoğaltmak, İzmir'in yaşanabilirliğini artıracak ilk ve en önemli adımlardan biri.</p>

<p>Ulaşım, İzmir'in kanayan yaralarından biri. Toplu taşıma ağının yeterli olmaması, özellikle trafik yoğunluğunun yaşandığı saatlerde hayatı çekilmez hale getiriyor. Daha entegre, daha hızlı ve daha konforlu bir toplu taşıma sistemi, hem trafik sorununa çözüm olacak hem de bireysel araç kullanımını azaltarak çevreyi koruyacak. Bisiklet yollarının yaygınlaştırılması ve yürüyüş alanlarının artırılması da sağlıklı bir yaşam tarzını teşvik ederken, şehir içi hareketliliği kolaylaştıracaktır.</p>

<p>Ekonomik refah da yaşanabilirlik için olmazsa olmazlardan. İzmir'in turizm potansiyeli henüz tam anlamıyla kullanılamıyor. Tarihi ve doğal güzelliklerimizin yeterince tanıtılamaması, gastronomi turizminin hak ettiği değeri görememesi büyük bir eksiklik. İzmir'i sadece yazlık bir destinasyon olmaktan çıkarıp, dört mevsim cazip bir kültür ve sanat şehri haline getirmeliyiz. Aynı zamanda genç girişimcileri destekleyerek, nitelikli istihdam alanları meydana getirerek şehrin ekonomik dinamizmini artırmalıyız.<br />
Son olarak, belki de en önemlisi, şehirlilik bilinci. İzmir'in güzelliklerini korumak, temizliğine dikkat etmek, başkalarının haklarına saygı göstermek her İzmirlinin sorumluluğunda. Daha temiz bir çevre, daha güvenli sokaklar, daha hoşgörülü bir toplum için hepimizin çaba göstermesi gerekiyor.</p>

<p>İzmir, güzel İzmir sıfatını sonuna kadar hak eden bir şehir. Ancak bu güzelliği sadece potansiyel olarak değil, yaşanabilirliğiyle de hissettirmeli. Bunun için yönetiminden sivil toplum kuruluşlarına, her bireyden vatandaşa kadar hepimizin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi şart. İzmir, daha güzel yaşanır bir şehir olabilir. Yeter ki bu isteği sadece dilemekle kalmayıp, birlikte inşa etmeye başlayalım.</p>

<p>Bir şehrin gelişimi, yerel yönetimlerin güçlü ve vizyon sahibi olmasıyla, aynı zamanda merkezi yönetimle uyumlu çalışmasıyla mümkün olabilir. Ne yazık ki, uzun yıllar boyunca İzmir'de somut projeler yerine ideolojik yaklaşımlar ön planda tutuldu. Ancak İzmir’in potansiyelini ortaya çıkarmak için artık yeni bir vizyona ihtiyaç var. Unutmayalım ki, İzmirli kardeşlerimiz için tek seçenek CHP değildir.</p>
]]></content:encoded>
<author>Sabahattin Gündoğdu</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/sabahtan-gundogdu/izmir-daha-guzel-yasanir-bir-sehir-olabilir/4/</link>
<pubDate>Fri, 30 May 2025 10:05:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İzmir İçin Kentsel Dönüşüm Artık Şart</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>İzmir, tarihiyle, doğasıyla ve insanıyla Türkiye’nin en özel şehirlerinden biri. Ancak bu güzellik, yıllardır ihmâl edilen yapı stoğu ve plansız kentleşmeyle gölgeleniyor. 30 Ekim 2020'de yaşadığımız acı deprem gerçeği, bu kentin artık daha fazla beklemeye tahammülü olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.</p>

<p>Kentsel dönüşüm, yalnızca bina yenilemek değildir; insan hayatını güvence altına almak, yaşam kalitesini artırmak, geleceğe daha sağlam adımlarla yürümektir. İzmir’in birçok bölgesinde riskli yapılar hâlâ ayakta. Her geçen gün, bir sonraki olası felaketin riskini artırıyor.</p>

<p>Bu şehir, deprem kuşağında yer alıyor ve bilimsel veriler açık: Kentsel dönüşüm bir seçenek değil, zorunluluktur. Ancak bu süreç, halkla birlikte, şeffaf, adil ve planlı yürütülmelidir. Rantsal değil, insani dönüşüm hedeflenmelidir.</p>

<p>İzmir’i geleceğe hazırlamak hepimizin sorumluluğudur. Bugün harekete geçmezsek, yarın çok geç olabilir.</p>

<p>Artık Yaşatalım öldürmüyelim İzmir hepimizin İzmir yaşamın aşkım güzelliğin şehridir.</p>

<p>Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
<author>Sabahattin Gündoğdu</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/sabahtan-gundogdu/izmir-icin-kentsel-donusum-artik-sart/3/</link>
<pubDate>Fri, 23 May 2025 09:44:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Vatan ve Aşk</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı kelimeler vardır ki yalnızca sözlük anlamlarıyla açıklanamaz. Onlar, tarihin derinliklerinden süzülüp gelen, nesilden nesile aktarılan ve her duyanın kalbinde farklı duygular uyandıran kelimelerdir. Vatan da işte böyle bir kelime…</p>

<p>Arapçadan dilimize giren bu kelime, klasik edebiyatımızda insanın doğduğu yer, sıla, sevgilinin bulunduğu muhit anlamında kullanılırken, Tanzimat’tan sonra Batılı düşünce hareketleriyle birlikte siyasi bir kimlik kazanmış ve milletin ruhuna, vicdanına kazınmıştır. Fransız İhtilali’nin ardından yükselen milliyetçilik akımları, Avrupa’nın dört bir yanında yeni devletler kurdururken, bizde de vatan kelimesine yepyeni anlamlar yükledi. Artık vatan, yalnızca bir toprak parçası değil; uğruna mücadele edilen, şehadetle yüceltilen, sevdayla bağlı kalınan bir değer hâline geldi.</p>

<p>Bir Şiir Gibi Vatan</p>

<p>Tarihin her döneminde, vatan sevgisi en güçlü şairlerin dizelerinde yankı buldu. Namık Kemal, kalemiyle bir nesli ateşleyen bir öncü olarak, şiirleri, tiyatroları, makaleleri ve romanlarıyla vatan fikrini, vatan aşkını, vatanseverlik heyecanını nesilden nesile taşıyan bir meşale oldu. Ona göre vatan, insanların yalnızca yaşadığı bir yer değil, vicdanlarında ve ruhlarında taşıdıkları en büyük kutsallıktı:</p>

<p>“Ne fakiri ne feryadı bitti yine bitmedi hâlâ senden bize…”</p>

<p>Tanzimat’tan sonra edebiyatımıza yön veren birçok isim, vatanı yalnızca bir coğrafi alan olarak görmedi. Çünkü vatan, şehitlerin kanıyla sulanan, milletin ruhunu yansıtan mukaddes bir emanetti. Süleyman Nazif, hayatı boyunca inandığı değerleri savunurken yalnız kalmayı göze almış, dost düşman herkesin saygısını kazanmış bir isimdi. Onun “İlahî” adlı şiiri, milli duyguların en saf hâlini yansıtıyordu:</p>

<p>“Sensin, sensin cihanım, cennetim hep sen…”</p>

<p>Mithat Cemal Kuntay’ın şu dizeleri ise, vatanın sadece bir toprak parçası olmadığını anlatıyordu:</p>

<p>“Bayrak üstündeki toprak eğer ölen varsa vatandır.”</p>

<p>Ve Yahya Kemal… O, vatan sevgisini en derin ve asil şekilde işleyen şairlerimizden biriydi. Ona göre vatan ve dil birbirinden ayrılmazdı. Namık Kemal, vatan fikrini nasıl kalbimize nakşettiyse, bir başka şair de çıkıp Türkçenin kutsiyetini hatırlatmalıydı. Çünkü vatan, sadece sınırlarla değil, dil ile de korunurdu.</p>

<p>Vatan: Bir Toprak Parçası mı, Bir Aşk mı?</p>

<p>Bugün vatan kavramını sadece siyasi tartışmalara, ekonomik verilere, haritalardaki sınır çizgilerine hapsetmek isteyenler var. Oysa vatan, geçmişin mirası ve geleceğin teminatıdır. Bir insanın sevgilisini sevdiği gibi, yüreğini titreten bir hasretle sevilmelidir. Çünkü aşk da vatan gibi fedakârlık ister, bağlılık gerektirir ve uğrunda mücadele etmeyi zorunlu kılar.</p>

<p>Mehmet Akif’in “Tükürün!” diye haykırdığı mısralar, vatan aşkının yalnızca bir romantizm değil, bir mücadele azmi olduğunu gösterir:</p>

<p>“Tükürün millete alçakça vuran darbelere!<br />
Tükürün onlara alkış tutan kahpelere!”</p>

<p>İşte tam da bu yüzden vatan, yalnızca fiziki bir mekân değil; aynı zamanda bir ruh, bir bilinç, bir aşktır. Onu anlamayanlar, sadece haritaların sınırlarını görür. Ama gerçekten hissedenler, o sınırların içinde atan bir kalp olduğunu bilir.</p>

<p>Bugün, eğer bir vatan toprağına basıyorsak, eğer bir bayrağın gölgesinde huzur buluyorsak, eğer bir milletin parçası olmaktan gurur duyuyorsak, bilmeliyiz ki bu vatan, yalnızca savaş meydanlarında kazanılmadı. O, sevdalarla, hasretlerle, fedakârlıklarla, vefalarla inşa edildi. O yüzden, vatan aşkı da bir gönül işidir, bir adanmışlıktır, tıpkı gerçek aşk gibi…</p>

<p>Ve son olarak, milli şairimizden ödünç alırsak:</p>

<p>“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;<br />
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez!”</p>

<p>Selam ve muhabbetlerimle…<br />
 </p>
]]></content:encoded>
<author>Laçin</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/lacin/vatan-ve-ask/2/</link>
<pubDate>Fri, 07 Feb 2025 15:27:22 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MEDYANIN ÇOCUK HASSASİYETİNDE "FELAKET" İLETİSİ</title>
<content:encoded><![CDATA[<p>Bireysel ya da toplumsal bakışta “suç” merkezli<br />
bir genişleme, öne fırlama, hegemonya ilgili<br />
ilgisiz bütün insanların dikkatini çekmekte, çok</p>

<p>geçmeden durum tespitinden çözüme kadar dü-<br />
şüncelerin sıralanmasına zemin hazırlamaktadır.</p>

<p>Yunus Emre’nin dizeleriyle nesiller boyu süren<br />
sevgi, Yükneki’nin eseriyle coğrafyaları aşıp</p>

<p>gelen (AKKOYUN, 2019: 66-77) değer hisleri-<br />
ni yitirenler suç işlerken mantık hudutlarını aş-<br />
makla kalmayıp, beşeriyetin umutlarını alıp</p>

<p>götürmektedir. Benzer durumun uluslararası<br />
savaşlar esnasında devletler tarafında da icrası<br />
kitle iletişim araçlarında usta bir sanatçının<br />
elinden bir kurmaca gibi birbirini izlemektedir.</p>

<p>Bir çocuğun katil, tecavüzcü, hırsız, bağımlı</p>

<p>olması, sadece o çocuğun suçu değil, onun arka-<br />
sındaki aile ile toplumun da derin yaralarının bir</p>

<p>göstergesidir. Çocuklar, diğer çocuklara, hatta<br />
savunmasız zavallı insanlara saldırabiliyorsa<br />
izahı son derece karmaşık sistematik bir çöküş<br />
söz konusudur.</p>

<p>Suça yönelim; madde kullanımı, kumar bağımlı-<br />
lığı, çocuk kaçırma, cinsel istismar, tecavüz,</p>

<p>şiddet, şantaj hatta cinayete kadar uzanır. Kısa-<br />
cası toplumsal bir “felaket” iletisi ve tablosuyla</p>

<p>karşı karşıya kalınmaktadır. Zira “gün geçmiyor<br />
ki yazılı ve görsel medyada” (DEMİRBAŞ,</p>

<p>2024) bahsi geçen hususlarda haberler ile “yaz-<br />
maya el varmayan” (AVŞAR, 2024) “müdaha-<br />
lede” zorlanılan (YÖRÜKCE, 2024) olaylar yer</p>

<p>almasın. Söz konusu medya ürünlerinin hedef<br />
kitleye aktarımı da iletiyi daha da olumsuz bir<br />
yapıya dönüştürebiliyor.<br />
“SUÇ MAKİNESİ” İBARESİ<br />
Yaşanan travmalar, yalnızca bireysel değil, aile<br />
içi ve toplum arası bir hastalık haline dönüşür.<br />
Ailelerdeki çarpık ilişkiler, sağlıksız iletişim<br />
biçimleri ve duygusal ihmal, çocukların karakter</p>

<p>gelişimini felç eder. Şiddet ve istismar bu ço-<br />
cukların gözünde normalleşir. Anormalliklerin</p>

<p>normalleşmesi beraberinde mekanik hususları</p>

<p>da sosyal bir konuya dönüştürür. “Suç makine-<br />
si” (GÜLLÜPINAR, 2019: 53) bilgisayarlar</p>

<p>olmaktan çıkıp bizzat suçluyu tanımlamamakta,</p>

<p>temsiliyete yol açmaktadır. Kitle iletişim araçla-<br />
rı bunun sınırsız örneklerini gözler önüne ser-<br />
mektedir.</p>

<p>Aile içi çarpık ve sapkın ilişkiler, meselenin<br />
kökenine inmek için bir anahtar sunuyor. Şiddet<br />
dolu, iletişimsiz ve sevgi yoksunu, bugün ile</p>

<p>yarını düşünmeden şekillenen bir ortamda bü-<br />
yüyen, baskı ve sıkı kontrol altında tutulan sü-<br />
rekli başkalarıyla kıyaslanan, başkaları ile yarış-<br />
tırılan çocuklar bu ortamdan sadece travma al-<br />
makla kalmaz, aynı zamanda suç ve şiddeti de</p>

<p>sahiplenip normalleştirirler. Aile içi çatışmalar,<br />
zamanla toplumsal bir kangren haline gelir.</p>

<p> </p>

<p>Ebeveynlerin ya da aile büyüklerinin komşula-<br />
rıyla ve akrabaları ile olan ilişkileri de olumsuz</p>

<p>bir şekilde ise çocukları olumsuz yönde etkiler.</p>

<p>Zıttı yani sağlıklı bir aile yapısı, çocukların sağ-<br />
lıklı bireyler olarak yetişmesi problemleri birden</p>

<p>çözemese dahi bireysel ve toplumsal huzura<br />
yönelmesine sağlam bir kapı aralayacaktır.<br />
Kültürel devamlılık dahilinde tesis edilen ve<br />
muhafazasına özen gösterilen tek eşli esaslı</p>

<p>Türk aile (ERÖZ, 1977: 27) anlayışında şekille-<br />
nen sevgi, saygı ve anlayışla dolu bir aile ortamı</p>

<p>oluşturmak, sadece çocukları değil, tüm toplu-<br />
mu olumlu yönde etkileyecektir. Medyada ge-<br />
nişçe yer bulan haberler arasında zorlanmadan</p>

<p>kamuoyunda karşılık bulanları sıralamak bile<br />
değerlendirme kolaylığı sağlayacaktır. Aksi<br />
durumda “yüzümüzü hangi yöne dönsek çığlık<br />
çığlığa feryat bu topraklarda... Tarihimizin ve<br />
talihimizin hangi sayfasını okusak katledilmiş<br />
çocukluğumuz... Zamanın hangi çekmecesini</p>

<p>açsak bir utanç albümü... Ne zaman sussak dip-<br />
siz hüzün... Ne zaman konuşsak sonsuz acı... Ne</p>

<p>çok ölüm... Ne çok kan... Ne çok çığlık... Ne çok<br />
feryat... Ne çok hüzün... Ne çok acı...” (ERGÜ,<br />
2024) mısralarında olduğu gibi çığlık, feryat,<br />
utanç, hüzün, acı ölüm, kan şiirleşmiş halde<br />
tekrarlanıp duracaktır:<br />
KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI</p>

<p>Toplumsal hafızaya kazınan gündemden düş-<br />
meyen birkaç hadiseden hareket edilecek olursa;</p>

<p>Mersin'in Gülnar ilçesinde kayıp olarak aranıp<br />
on gün sonra cesedi bulunan henüz üç yaşındaki</p>

<p>kız çocuğunun ölümü hemen akla gelivermekte-<br />
dir. Karaman'dan kış mevsimini geçirmek için</p>

<p>10 Kasım 2021'de Gülnar ilçesinin 175 metre<br />
rakımlı Yanışlı Mahallesi'ne gelen yedi çocuklu<br />
ailenin altıncı çocuğu kayboldu. En son çadır<br />
kurdukları alanın yanında oynarken görülen<br />
çocuğu bulamayan ailesinin yardım çağrısıyla<br />
bölgeye jandarma, itfaiye, AFAD, AKUT ve</p>

<p>sağlık ekipleri sevk edildi. Çalışmalarının onun-<br />
cu gününde, ailesinin çadır kurduğu noktaya</p>

<p>yedi kilometre uzaklıktaki Karaağaç mevkiinde,<br />
çalılıkların arasında cansız bedeni bulundu.<br />
(KEŞİF, 2022)<br />
Araştırma konusu haberleri hem geleneksel,</p>

<p>hem de yeni medyanın ana konu haline gelebil-<br />
mektedir ki bunlardan en sıcak olanı arama ça-<br />
lışmaları ve cinayetin üzerinden haftalar hatta</p>

<p>aylar geçtikten sonra dahi ülke gündemindeki<br />
durumunu muhafaza edebilmiştir.</p>

<p>Buna göre cinayetin aydınlatılması yolunda ada-<br />
let ve güvenlik makamlarının titiz ve takdire</p>

<p>şayan çabaları sayesinde epeyce mesafe alındı.<br />
Bu cinayetin birçok bakımdan değerlendirmesi</p>

<p>mümkün. Sekiz yaşında masum bir kızın öldü-<br />
rülmesini hiçbir akıl ve vicdan kabul edemez.</p>

<p>Ancak ne var ki, bu tür vahşi cinayetler ve sar-<br />
sıcı suçlar sadece Türkiye’de ve belli bir bölgede</p>

<p>ortaya çıkmıyor. Cinayetin bazılarının yaptığı<br />
gibi magazinsel, bazılarının da siyasi ve kültürel</p>

<p>alanda yaptıkları sansasyonel yaklaşımlarla rey-<br />
ting uğruna meze yapılması (AKBACAK, 2024)</p>

<p>medyanın asli vasıflarıyla örtüşmemektedir.</p>

<p>Hassasiyetin tazeliğini koruduğu günlerde Te-<br />
kirdağ Malkara ilçesinde yaşayan bir anne, kızı-<br />
nın uyanmadığını belirterek, Devlet Hastane-<br />
si'ne götürmüştür. Yapılan muayenede bebek,</p>

<p>beyin kanaması teşhisi ve cinsel istismar şüphe-<br />
siyle Şehir Hastanesi'ne sevk edilmiş, polise</p>

<p>bilgi verilmiştir. Bebek, beyninden ameliyat<br />
edilerek entübe halde yoğun bakıma alınmıştır.<br />
Soruşturma kapsamında anne birlikte yaşadığı<br />
kişi, komşuları ile 13 ve 14 yaşlarındaki iki oğlu</p>

<p>gözaltına alınmış, şüpheliler çıkarıldıkları ha-<br />
kimlikçe tutuklanmıştır. Bebeğin beş yaşındaki</p>

<p>kardeşi ise devlet korumasına alınmıştır. Tekir-<br />
dağ Baro Başkanı, darp nedeniyle hastaneye</p>

<p>getirilen ve yoğun bakımda tedavisi süren iki</p>

<p>yaşındaki kız bebeğe cinsel istismarda bulunul-<br />
duğunun adli tıp raporuyla belirlendiğini ifade</p>

<p>etmiştir. Tüm çabalara rağmen bebek, Tekirdağ</p>

<p>Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastane-<br />
si'nde bir aydır tedavi altında tutulduğu yoğun</p>

<p>bakım ünitesinde hayatını kaybetmiştir. (ÇA-<br />
KIR, 2024)</p>

<p>Medya ürünü tarzında haberler birbirini izlerken<br />
Edirnekapı'da surlardan atlayarak intihar eden<br />
on dokuz yaşındaki bir erkek intihar etmeden<br />
önce Eyüp Sultan ve Fatih'te aynı yaşlarda iki<br />
bayanı korkunç bir şekilde öldürmüştü. Başı<br />
kesilip vücudu parçalara ayrılarak öldürülen</p>

<p>kurban Fatih Camisi'nde öğle vakti cenaze na-<br />
mazı kılındı. Boğazı kesilerek öldürülen diğer</p>

<p>kurban için de Gaziosmanpaşa Pazariçi Saadet</p>

<p>Camisi'nde cenaze töreni yapıldı. Polis ekiple-<br />
rince her iki cenaze töreni için alanlarda geniş</p>

<p>güvenlik önlemi alındı. Öte yandan iki kadını<br />
öldürdükten sonra Fatih'te surlardan atlayarak</p>

<p>intihar eden zanlının cenaze namazının, güven-<br />
lik sebebiyle iptal edildiği öğrenildi. (AK-<br />
TÜRK- DERDİYOK, 2024)</p>

<p>DİSİPLİNLER VE KURUMLARARASI<br />
İŞBİRLİĞİ<br />
Kitle iletişim araçlarına yansıyan haberlerin</p>

<p>dehşetine ilaveten “ben yanmışım herkesi yaka-<br />
cağım”, “yüzsüzlüğüne” (TORBACI, 2024)</p>

<p>rağmen konunun üzerine akademik ve mesleki<br />
hassasiyetle gidilmesi zarureti ortadadır. Bilimin<br />
çözemediği ve de çözemeyeceği hiçbir sorun<br />
bulunmadığı gibi görmezlikten gelinmesi, uzak<br />
tutulmaya çalışılmasının bir sonuç vermeyeceği<br />
de genel kabul görmektedir. “Önce kendimizi,</p>

<p>sonra en yakınımızdakileri bilinçlendirerek ma-<br />
hallemize, sokağımıza, okullarımıza ve toplu-<br />
mumuza sahip çıkmalıyız”(ÇETİNKAYA, 2024)</p>

<p>ifadelerindeki samimiyet sağlıklı bir şekilde<br />
yürütülebilir projelerle hayata geçirilmelidir.<br />
Bu anlamda bizzat yönettiğimiz ya da içerisinde<br />
yer aldığımız ve çalışmalar sonrası akademik<br />
çıktıları bilim dünyasına sunulan şu konulardan</p>

<p>hareketle araştırmalar ve verilerin sürekli gün-<br />
cellenmesi elzem görülmektedir.</p>

<p>Disiplinlerarası Bakışta Türk Kadını: Sağlık-<br />
Fen ve Sosyal Bilimler (ŞAHİN, 2021)</p>

<p>Uyuşturucu ile Mücadelede Bilim (HANCI,<br />
2022)<br />
Mass Communication (ZEYNALOVA, 2022)<br />
Adli Ebelik (TÜRKMEN vd: 2023)</p>

<p>Çocuk İstismarı ve İhmaline Çok Bilimli Ba-<br />
kış (HANCI, 2024)</p>

<p>Söz konusu farkındalık sahibi eserlerde aynı</p>

<p>sırayla “Ezelden Ebede, Güneşin Doğduğu Yer-<br />
den Battığı Yere, Bozkırdan Beyazperdeye Türk</p>

<p>Kadını”; “Uyuşturucu ile Mücadelede İletişim<br />
Biliminin Katkısı”, “Mass Communication in</p>

<p>Individual and Social Change” “Ebelik Merkez-<br />
li Adli İletişim”, “Çocuk İstismar ve İhmalinde</p>

<p>İletişim Unsuru” başlıklı çalışmalarla projeye<br />
iştirak ettik.</p>

<p>Ayrıca birbirini tamamlayan bilimsel etkinlik-<br />
lerde “Medya Ürünleriyle Bağımlılıkla Mücade-<br />
le”, “Bağımlılıkla Mücadelede Kurumlar ve</p>

<p>Kuruluşlar Arası İletişim İşbirliği”, “Adli İleti-<br />
şimin Kapsamı”, “Uyuşturucu, Madde Bağımlı-<br />
lığı ve İletişim”, “Teknolojik Bağımlılık ve İleti-<br />
şim Gücü”, “Medya ve Gündemin Şekillendi-<br />
rilmesi”, “Bağımlılıkla Mücadele İletişim ve</p>

<p>Medya”, “Kurumda Etik Kültürün Yerleştiril-<br />
mesi” gibi başlıklarla araştırma konusuna za-<br />
man zaman dikkat çekilmiştir.</p>

<p>Akademi ile sanat işbirliği söz konusu olduğun-<br />
da sinemada da kapsama alanına dahil olmakta-<br />
dır. Sinema filmi ve dizi kapsamında devasa</p>

<p>bütçelerle pek çok medya ürünü projesi yürütü-<br />
lüyor. “Aslında geçmişe nazaran çok daha bü-<br />
yük yatırımlar yapılıyor sinemaya. Ve çok fazla</p>

<p>ürün çıkıyor. Bunun sonucunda da pek çok kali-<br />
tesiz iş de çıkıyor elbette. Ama bir o kadar kali-<br />
teli olan güzel işler de var. Bu biraz neresinden</p>

<p>baktığınızla alakalı aslında.” (BORAK, 2019)<br />
Sağlıklı film projelerinde ısrarcı davranılmalı,</p>

<p>araştırma konusuna sanat bakışlı çözümlere ze-<br />
min hazırlanmalıdır.</p>

<p>Disiplinler ve sektörler arası etkinliklerin her</p>

<p>türlü sonuç raporu idare ile uygulama noktasın-<br />
da bulunanlara farkındalık kazandıracak, belki</p>

<p>de daha faydalı uyuyan hücreleri de harekete</p>

<p>geçirecek yeni enerji kaynaklarına ilham vere-<br />
cektir.</p>

<p>SONUÇ<br />
Ekserisi halen medyanın gündeminde duran,</p>

<p>birbirinden farklı kitle iletişim araçları tarafın-<br />
dan hazırlanan ürünlerle kamuoyuna sunulan</p>

<p>eserlerde suç merkezli hususlar, akıldışı felaket<br />
misalleri gibi görülmektedir.</p>

<p>Geleneksel birikiminden kopmadan anın tekno-<br />
lojik ve dijital şartlarını da dikkate alan medya</p>

<p>projelerinin tasarlanması, yürütülmesi, çıktıları<br />
ile sonuç raporlarının hedef kitle tarafından<br />
özümsenmesi yolunda disiplinler, kurumlar,<br />
kuruluşlar, toplumlar arası işbirliği kaçınılmaz<br />
görülmektedir.<br />
Çağlar, coğrafyalar, toplumlar arasındaki her</p>

<p>türlü zorlukları tespit edip, demir dağları erite-<br />
rek bugüne erişen Türk kültürü araştırma konu-<br />
sundaki her türlü engeli aşarak beşeriyete nefes</p>

<p>aldırabilecek bir zenginlik arz etmektedir.<br />
Kaynaklar<br />
AKBACAK, Mehmet (2024), “Narin Cinayeti Türkiye’yi<br />
Sarstı”, Düzce’nin Sesi, 20 Eylül.</p>

<p>AKKOYUN, Turan (2019), “Türkistan’dan Türkiye’ye Kültü-<br />
rel Süreklilikte Atabetü’l-Hakayık”, Yeni Türkiye, nr. 106,</p>

<p>Mart-Nisan, ss. 66-77.<br />
AKTÜRK, Ali Cevahir, DERDİYOK, Mehmet Ali (2024),<br />
“Fatih’te Surlarda İntihar Eden Şüphelinin Öldürdüğü İki<br />
Kadının Cenazesi Defnedildi”, Anadolu Ajansı, 5 Ekim.</p>

<p>AVŞAR, B. Zakir (2024), “Narin’den Kalanlar”, Süper Ha-<br />
ber, 11 Eylül.</p>

<p>TÜRKAY/AKADEMİ 2024/KASIM YIL: 8 SAYI: 87<br />
27</p>

<p>BORAK, Özge (2019), “Bizim İnsanımızı Ağlatmak Gül-<br />
dürmekten Daha Kolay”, Denizli Online Haber, 26 Hazi-<br />
ran.</p>

<p>ÇAKIR, Fırat (2024), “Tekirdağ’da Cinsel İstismar ve Darp<br />
Sonucu Yaşamını Yitiren Sıla Bebeğin Cenazesi Toprağa<br />
Verildi”, Anadolu Ajansı, 8 Ekim.</p>

<p>ÇETİNKAYA, Dilek (2024), “İnfaz Yasasında Değişiklik Ya-<br />
pılmalı, Sokaklar Güvenli Hale Getirilmeli”, Kocatepe, 13</p>

<p>Ekim.<br />
DEMİRBAŞ, Hatice (2024), “Medyada Kadın Cinayetlerinin<br />
Ele Alınışına Eleştirel Bir Bakış”, N Gazete, 10 Ekim; Kalp<br />
Gazetesi, 13 Ekim.<br />
ERGÜ, Muaz (2024), “Narin de gitti”, Dibace, 8 Eylül.</p>

<p>ERÖZ, Mehmet (1977), Türk Ailesi, Devlet Kitapları, İs-<br />
tanbul.</p>

<p>GÜLLÜPINAR, Fuat (2019), “Çağdaş Suç Kuramları”, Suç<br />
Sosyolojisi, (Ed. Fuat Güllüpınar), Anadolu Üniversitesi<br />
Yay., Eskişehir Ocak, ss. 32-65.<br />
HANCI (2022), Uyuşturucu ile Mücadelede Bilim, (Ed.<br />
Hamit Hancı), Nobel Akademik Yay., Ankara.<br />
HANCI (2024), Çocuk İstismarı ve İhmaline Çok Bilimli<br />
Bakış (Ed. Hamit Hancı, Özge Hancı), On İki Levha Yay.,<br />
İstanbul.<br />
KEŞİF (2022), “Müslime’nin Ölümüne İlişkin, Cesedin<br />
Bulunduğu Bölgede Keşif Yapıldı”, Milliyet, 2 Eylül.</p>

<p>ŞAHİN (20219, Disiplinlerarası Bakışta Türk Kadını: Sağ-<br />
lık- Fen ve Sosyal Bilimler (Ed. Turgay Şahin), Hiper Yay.,</p>

<p>İstanbul.</p>

<p>TORBACI (2024), “Aydın’ın Torbacısı İşi Yüzsüzlüğe Vur-<br />
du”, Aydın Manşet, 12 Ekim.</p>

<p>TÜRKMEN vd. (2023), Adli Ebelik, (Ed. Hülya Türkmen<br />
vd.), Seçkin Yay., Ankara.<br />
YÖRÜKCE, Kazım (2024), “Gençlerin Lüks Rezidanstaki<br />
Uyuşturucu Partisi Böyle Bitti”, Yeni Asır, 9 Ağustos.<br />
ZEYNALOVA (2022), Mass Communication, (Ed. Aytekin<br />
Zeynalova), Liberty Academic Publishers, New York.</p>
]]></content:encoded>
<author>Prof. Dr. Turan AKKOYUN</author>
<link>https://www.izmiryerelgundem.com.tr/yazarlar/prof-dr-turan-akkoyun/medyanin-cocuk-hassasiyetinde-felaket-iletisi/1/</link>
<pubDate>Fri, 01 Nov 2024 21:40:04 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>