Bireysel ya da toplumsal bakışta “suç” merkezli
bir genişleme, öne fırlama, hegemonya ilgili
ilgisiz bütün insanların dikkatini çekmekte, çok
geçmeden durum tespitinden çözüme kadar dü-
şüncelerin sıralanmasına zemin hazırlamaktadır.
Yunus Emre’nin dizeleriyle nesiller boyu süren
sevgi, Yükneki’nin eseriyle coğrafyaları aşıp
gelen (AKKOYUN, 2019: 66-77) değer hisleri-
ni yitirenler suç işlerken mantık hudutlarını aş-
makla kalmayıp, beşeriyetin umutlarını alıp
götürmektedir. Benzer durumun uluslararası
savaşlar esnasında devletler tarafında da icrası
kitle iletişim araçlarında usta bir sanatçının
elinden bir kurmaca gibi birbirini izlemektedir.
Bir çocuğun katil, tecavüzcü, hırsız, bağımlı
olması, sadece o çocuğun suçu değil, onun arka-
sındaki aile ile toplumun da derin yaralarının bir
göstergesidir. Çocuklar, diğer çocuklara, hatta
savunmasız zavallı insanlara saldırabiliyorsa
izahı son derece karmaşık sistematik bir çöküş
söz konusudur.
Suça yönelim; madde kullanımı, kumar bağımlı-
lığı, çocuk kaçırma, cinsel istismar, tecavüz,
şiddet, şantaj hatta cinayete kadar uzanır. Kısa-
cası toplumsal bir “felaket” iletisi ve tablosuyla
karşı karşıya kalınmaktadır. Zira “gün geçmiyor
ki yazılı ve görsel medyada” (DEMİRBAŞ,
2024) bahsi geçen hususlarda haberler ile “yaz-
maya el varmayan” (AVŞAR, 2024) “müdaha-
lede” zorlanılan (YÖRÜKCE, 2024) olaylar yer
almasın. Söz konusu medya ürünlerinin hedef
kitleye aktarımı da iletiyi daha da olumsuz bir
yapıya dönüştürebiliyor.
“SUÇ MAKİNESİ” İBARESİ
Yaşanan travmalar, yalnızca bireysel değil, aile
içi ve toplum arası bir hastalık haline dönüşür.
Ailelerdeki çarpık ilişkiler, sağlıksız iletişim
biçimleri ve duygusal ihmal, çocukların karakter
gelişimini felç eder. Şiddet ve istismar bu ço-
cukların gözünde normalleşir. Anormalliklerin
normalleşmesi beraberinde mekanik hususları
da sosyal bir konuya dönüştürür. “Suç makine-
si” (GÜLLÜPINAR, 2019: 53) bilgisayarlar
olmaktan çıkıp bizzat suçluyu tanımlamamakta,
temsiliyete yol açmaktadır. Kitle iletişim araçla-
rı bunun sınırsız örneklerini gözler önüne ser-
mektedir.
Aile içi çarpık ve sapkın ilişkiler, meselenin
kökenine inmek için bir anahtar sunuyor. Şiddet
dolu, iletişimsiz ve sevgi yoksunu, bugün ile
yarını düşünmeden şekillenen bir ortamda bü-
yüyen, baskı ve sıkı kontrol altında tutulan sü-
rekli başkalarıyla kıyaslanan, başkaları ile yarış-
tırılan çocuklar bu ortamdan sadece travma al-
makla kalmaz, aynı zamanda suç ve şiddeti de
sahiplenip normalleştirirler. Aile içi çatışmalar,
zamanla toplumsal bir kangren haline gelir.
Ebeveynlerin ya da aile büyüklerinin komşula-
rıyla ve akrabaları ile olan ilişkileri de olumsuz
bir şekilde ise çocukları olumsuz yönde etkiler.
Zıttı yani sağlıklı bir aile yapısı, çocukların sağ-
lıklı bireyler olarak yetişmesi problemleri birden
çözemese dahi bireysel ve toplumsal huzura
yönelmesine sağlam bir kapı aralayacaktır.
Kültürel devamlılık dahilinde tesis edilen ve
muhafazasına özen gösterilen tek eşli esaslı
Türk aile (ERÖZ, 1977: 27) anlayışında şekille-
nen sevgi, saygı ve anlayışla dolu bir aile ortamı
oluşturmak, sadece çocukları değil, tüm toplu-
mu olumlu yönde etkileyecektir. Medyada ge-
nişçe yer bulan haberler arasında zorlanmadan
kamuoyunda karşılık bulanları sıralamak bile
değerlendirme kolaylığı sağlayacaktır. Aksi
durumda “yüzümüzü hangi yöne dönsek çığlık
çığlığa feryat bu topraklarda... Tarihimizin ve
talihimizin hangi sayfasını okusak katledilmiş
çocukluğumuz... Zamanın hangi çekmecesini
açsak bir utanç albümü... Ne zaman sussak dip-
siz hüzün... Ne zaman konuşsak sonsuz acı... Ne
çok ölüm... Ne çok kan... Ne çok çığlık... Ne çok
feryat... Ne çok hüzün... Ne çok acı...” (ERGÜ,
2024) mısralarında olduğu gibi çığlık, feryat,
utanç, hüzün, acı ölüm, kan şiirleşmiş halde
tekrarlanıp duracaktır:
KİTLE İLETİŞİM ARAÇLARI
Toplumsal hafızaya kazınan gündemden düş-
meyen birkaç hadiseden hareket edilecek olursa;
Mersin'in Gülnar ilçesinde kayıp olarak aranıp
on gün sonra cesedi bulunan henüz üç yaşındaki
kız çocuğunun ölümü hemen akla gelivermekte-
dir. Karaman'dan kış mevsimini geçirmek için
10 Kasım 2021'de Gülnar ilçesinin 175 metre
rakımlı Yanışlı Mahallesi'ne gelen yedi çocuklu
ailenin altıncı çocuğu kayboldu. En son çadır
kurdukları alanın yanında oynarken görülen
çocuğu bulamayan ailesinin yardım çağrısıyla
bölgeye jandarma, itfaiye, AFAD, AKUT ve
sağlık ekipleri sevk edildi. Çalışmalarının onun-
cu gününde, ailesinin çadır kurduğu noktaya
yedi kilometre uzaklıktaki Karaağaç mevkiinde,
çalılıkların arasında cansız bedeni bulundu.
(KEŞİF, 2022)
Araştırma konusu haberleri hem geleneksel,
hem de yeni medyanın ana konu haline gelebil-
mektedir ki bunlardan en sıcak olanı arama ça-
lışmaları ve cinayetin üzerinden haftalar hatta
aylar geçtikten sonra dahi ülke gündemindeki
durumunu muhafaza edebilmiştir.
Buna göre cinayetin aydınlatılması yolunda ada-
let ve güvenlik makamlarının titiz ve takdire
şayan çabaları sayesinde epeyce mesafe alındı.
Bu cinayetin birçok bakımdan değerlendirmesi
mümkün. Sekiz yaşında masum bir kızın öldü-
rülmesini hiçbir akıl ve vicdan kabul edemez.
Ancak ne var ki, bu tür vahşi cinayetler ve sar-
sıcı suçlar sadece Türkiye’de ve belli bir bölgede
ortaya çıkmıyor. Cinayetin bazılarının yaptığı
gibi magazinsel, bazılarının da siyasi ve kültürel
alanda yaptıkları sansasyonel yaklaşımlarla rey-
ting uğruna meze yapılması (AKBACAK, 2024)
medyanın asli vasıflarıyla örtüşmemektedir.
Hassasiyetin tazeliğini koruduğu günlerde Te-
kirdağ Malkara ilçesinde yaşayan bir anne, kızı-
nın uyanmadığını belirterek, Devlet Hastane-
si'ne götürmüştür. Yapılan muayenede bebek,
beyin kanaması teşhisi ve cinsel istismar şüphe-
siyle Şehir Hastanesi'ne sevk edilmiş, polise
bilgi verilmiştir. Bebek, beyninden ameliyat
edilerek entübe halde yoğun bakıma alınmıştır.
Soruşturma kapsamında anne birlikte yaşadığı
kişi, komşuları ile 13 ve 14 yaşlarındaki iki oğlu
gözaltına alınmış, şüpheliler çıkarıldıkları ha-
kimlikçe tutuklanmıştır. Bebeğin beş yaşındaki
kardeşi ise devlet korumasına alınmıştır. Tekir-
dağ Baro Başkanı, darp nedeniyle hastaneye
getirilen ve yoğun bakımda tedavisi süren iki
yaşındaki kız bebeğe cinsel istismarda bulunul-
duğunun adli tıp raporuyla belirlendiğini ifade
etmiştir. Tüm çabalara rağmen bebek, Tekirdağ
Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastane-
si'nde bir aydır tedavi altında tutulduğu yoğun
bakım ünitesinde hayatını kaybetmiştir. (ÇA-
KIR, 2024)
Medya ürünü tarzında haberler birbirini izlerken
Edirnekapı'da surlardan atlayarak intihar eden
on dokuz yaşındaki bir erkek intihar etmeden
önce Eyüp Sultan ve Fatih'te aynı yaşlarda iki
bayanı korkunç bir şekilde öldürmüştü. Başı
kesilip vücudu parçalara ayrılarak öldürülen
kurban Fatih Camisi'nde öğle vakti cenaze na-
mazı kılındı. Boğazı kesilerek öldürülen diğer
kurban için de Gaziosmanpaşa Pazariçi Saadet
Camisi'nde cenaze töreni yapıldı. Polis ekiple-
rince her iki cenaze töreni için alanlarda geniş
güvenlik önlemi alındı. Öte yandan iki kadını
öldürdükten sonra Fatih'te surlardan atlayarak
intihar eden zanlının cenaze namazının, güven-
lik sebebiyle iptal edildiği öğrenildi. (AK-
TÜRK- DERDİYOK, 2024)
DİSİPLİNLER VE KURUMLARARASI
İŞBİRLİĞİ
Kitle iletişim araçlarına yansıyan haberlerin
dehşetine ilaveten “ben yanmışım herkesi yaka-
cağım”, “yüzsüzlüğüne” (TORBACI, 2024)
rağmen konunun üzerine akademik ve mesleki
hassasiyetle gidilmesi zarureti ortadadır. Bilimin
çözemediği ve de çözemeyeceği hiçbir sorun
bulunmadığı gibi görmezlikten gelinmesi, uzak
tutulmaya çalışılmasının bir sonuç vermeyeceği
de genel kabul görmektedir. “Önce kendimizi,
sonra en yakınımızdakileri bilinçlendirerek ma-
hallemize, sokağımıza, okullarımıza ve toplu-
mumuza sahip çıkmalıyız”(ÇETİNKAYA, 2024)
ifadelerindeki samimiyet sağlıklı bir şekilde
yürütülebilir projelerle hayata geçirilmelidir.
Bu anlamda bizzat yönettiğimiz ya da içerisinde
yer aldığımız ve çalışmalar sonrası akademik
çıktıları bilim dünyasına sunulan şu konulardan
hareketle araştırmalar ve verilerin sürekli gün-
cellenmesi elzem görülmektedir.
Disiplinlerarası Bakışta Türk Kadını: Sağlık-
Fen ve Sosyal Bilimler (ŞAHİN, 2021)
Uyuşturucu ile Mücadelede Bilim (HANCI,
2022)
Mass Communication (ZEYNALOVA, 2022)
Adli Ebelik (TÜRKMEN vd: 2023)
Çocuk İstismarı ve İhmaline Çok Bilimli Ba-
kış (HANCI, 2024)
Söz konusu farkındalık sahibi eserlerde aynı
sırayla “Ezelden Ebede, Güneşin Doğduğu Yer-
den Battığı Yere, Bozkırdan Beyazperdeye Türk
Kadını”; “Uyuşturucu ile Mücadelede İletişim
Biliminin Katkısı”, “Mass Communication in
Individual and Social Change” “Ebelik Merkez-
li Adli İletişim”, “Çocuk İstismar ve İhmalinde
İletişim Unsuru” başlıklı çalışmalarla projeye
iştirak ettik.
Ayrıca birbirini tamamlayan bilimsel etkinlik-
lerde “Medya Ürünleriyle Bağımlılıkla Mücade-
le”, “Bağımlılıkla Mücadelede Kurumlar ve
Kuruluşlar Arası İletişim İşbirliği”, “Adli İleti-
şimin Kapsamı”, “Uyuşturucu, Madde Bağımlı-
lığı ve İletişim”, “Teknolojik Bağımlılık ve İleti-
şim Gücü”, “Medya ve Gündemin Şekillendi-
rilmesi”, “Bağımlılıkla Mücadele İletişim ve
Medya”, “Kurumda Etik Kültürün Yerleştiril-
mesi” gibi başlıklarla araştırma konusuna za-
man zaman dikkat çekilmiştir.
Akademi ile sanat işbirliği söz konusu olduğun-
da sinemada da kapsama alanına dahil olmakta-
dır. Sinema filmi ve dizi kapsamında devasa
bütçelerle pek çok medya ürünü projesi yürütü-
lüyor. “Aslında geçmişe nazaran çok daha bü-
yük yatırımlar yapılıyor sinemaya. Ve çok fazla
ürün çıkıyor. Bunun sonucunda da pek çok kali-
tesiz iş de çıkıyor elbette. Ama bir o kadar kali-
teli olan güzel işler de var. Bu biraz neresinden
baktığınızla alakalı aslında.” (BORAK, 2019)
Sağlıklı film projelerinde ısrarcı davranılmalı,
araştırma konusuna sanat bakışlı çözümlere ze-
min hazırlanmalıdır.
Disiplinler ve sektörler arası etkinliklerin her
türlü sonuç raporu idare ile uygulama noktasın-
da bulunanlara farkındalık kazandıracak, belki
de daha faydalı uyuyan hücreleri de harekete
geçirecek yeni enerji kaynaklarına ilham vere-
cektir.
SONUÇ
Ekserisi halen medyanın gündeminde duran,
birbirinden farklı kitle iletişim araçları tarafın-
dan hazırlanan ürünlerle kamuoyuna sunulan
eserlerde suç merkezli hususlar, akıldışı felaket
misalleri gibi görülmektedir.
Geleneksel birikiminden kopmadan anın tekno-
lojik ve dijital şartlarını da dikkate alan medya
projelerinin tasarlanması, yürütülmesi, çıktıları
ile sonuç raporlarının hedef kitle tarafından
özümsenmesi yolunda disiplinler, kurumlar,
kuruluşlar, toplumlar arası işbirliği kaçınılmaz
görülmektedir.
Çağlar, coğrafyalar, toplumlar arasındaki her
türlü zorlukları tespit edip, demir dağları erite-
rek bugüne erişen Türk kültürü araştırma konu-
sundaki her türlü engeli aşarak beşeriyete nefes
aldırabilecek bir zenginlik arz etmektedir.
Kaynaklar
AKBACAK, Mehmet (2024), “Narin Cinayeti Türkiye’yi
Sarstı”, Düzce’nin Sesi, 20 Eylül.
AKKOYUN, Turan (2019), “Türkistan’dan Türkiye’ye Kültü-
rel Süreklilikte Atabetü’l-Hakayık”, Yeni Türkiye, nr. 106,
Mart-Nisan, ss. 66-77.
AKTÜRK, Ali Cevahir, DERDİYOK, Mehmet Ali (2024),
“Fatih’te Surlarda İntihar Eden Şüphelinin Öldürdüğü İki
Kadının Cenazesi Defnedildi”, Anadolu Ajansı, 5 Ekim.
AVŞAR, B. Zakir (2024), “Narin’den Kalanlar”, Süper Ha-
ber, 11 Eylül.
TÜRKAY/AKADEMİ 2024/KASIM YIL: 8 SAYI: 87
27
BORAK, Özge (2019), “Bizim İnsanımızı Ağlatmak Gül-
dürmekten Daha Kolay”, Denizli Online Haber, 26 Hazi-
ran.
ÇAKIR, Fırat (2024), “Tekirdağ’da Cinsel İstismar ve Darp
Sonucu Yaşamını Yitiren Sıla Bebeğin Cenazesi Toprağa
Verildi”, Anadolu Ajansı, 8 Ekim.
ÇETİNKAYA, Dilek (2024), “İnfaz Yasasında Değişiklik Ya-
pılmalı, Sokaklar Güvenli Hale Getirilmeli”, Kocatepe, 13
Ekim.
DEMİRBAŞ, Hatice (2024), “Medyada Kadın Cinayetlerinin
Ele Alınışına Eleştirel Bir Bakış”, N Gazete, 10 Ekim; Kalp
Gazetesi, 13 Ekim.
ERGÜ, Muaz (2024), “Narin de gitti”, Dibace, 8 Eylül.
ERÖZ, Mehmet (1977), Türk Ailesi, Devlet Kitapları, İs-
tanbul.
GÜLLÜPINAR, Fuat (2019), “Çağdaş Suç Kuramları”, Suç
Sosyolojisi, (Ed. Fuat Güllüpınar), Anadolu Üniversitesi
Yay., Eskişehir Ocak, ss. 32-65.
HANCI (2022), Uyuşturucu ile Mücadelede Bilim, (Ed.
Hamit Hancı), Nobel Akademik Yay., Ankara.
HANCI (2024), Çocuk İstismarı ve İhmaline Çok Bilimli
Bakış (Ed. Hamit Hancı, Özge Hancı), On İki Levha Yay.,
İstanbul.
KEŞİF (2022), “Müslime’nin Ölümüne İlişkin, Cesedin
Bulunduğu Bölgede Keşif Yapıldı”, Milliyet, 2 Eylül.
ŞAHİN (20219, Disiplinlerarası Bakışta Türk Kadını: Sağ-
lık- Fen ve Sosyal Bilimler (Ed. Turgay Şahin), Hiper Yay.,
İstanbul.
TORBACI (2024), “Aydın’ın Torbacısı İşi Yüzsüzlüğe Vur-
du”, Aydın Manşet, 12 Ekim.
TÜRKMEN vd. (2023), Adli Ebelik, (Ed. Hülya Türkmen
vd.), Seçkin Yay., Ankara.
YÖRÜKCE, Kazım (2024), “Gençlerin Lüks Rezidanstaki
Uyuşturucu Partisi Böyle Bitti”, Yeni Asır, 9 Ağustos.
ZEYNALOVA (2022), Mass Communication, (Ed. Aytekin
Zeynalova), Liberty Academic Publishers, New York.




