İzmir, tarihiyle, doğasıyla ve insanıyla Türkiye’nin en özel şehirlerinden biri. Ancak bu güzellik, yıllardır ihmâl edilen yapı stoğu ve plansız kentleşmeyle gölgeleniyor. 30 Ekim 2020'de yaşadığımız acı deprem gerçeği, bu kentin artık daha fazla beklemeye tahammülü olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Kentsel dönüşüm, yalnızca bina yenilemek değildir; insan hayatını güvence altına almak, yaşam kalitesini artırmak, geleceğe daha sağlam adımlarla yürümektir. İzmir’in birçok bölgesinde riskli yapılar hâlâ ayakta. Her geçen gün, bir sonraki olası felaketin riskini artırıyor.
Bu şehir, deprem kuşağında yer alıyor ve bilimsel veriler açık: Kentsel dönüşüm bir seçenek değil, zorunluluktur. Ancak bu süreç, halkla birlikte, şeffaf, adil ve planlı yürütülmelidir. Rantsal değil, insani dönüşüm hedeflenmelidir.
İzmir’i geleceğe hazırlamak hepimizin sorumluluğudur. Bugün harekete geçmezsek, yarın çok geç olabilir.
Artık Yaşatalım öldürmüyelim İzmir hepimizin İzmir yaşamın aşkım güzelliğin şehridir.
Saygılarımla.





