Din kelimesi, İslâm'da belirli ve kendine has bir muhtevaya sahiptir. Bununla birlikte farklı inanç ve yaşayış biçimleri de bu kavramla ifade edilmektedir. Ancak bunların taşıdığı mana ve muhteva aynı değildir. Her birinin inanç esasları, insan ve hayat tasavvuru birbirinden farklıdır.
Burada semavî dinlerle ilâhî vahye dayanmayan inanç sistemlerini birbirinden ayırmak gerekir. İlâhî vahye dayanmayan çeşitli inanç ve yaşayış biçimleri de "din" adıyla anılabilmektedir (Hinduizm, Budizm, Şintoizm gibi). İslâm açısından bu inanışlar, Allah tarafından gönderilmiş vahye ve peygamberlik esasına dayanan semavî dinlerden farklıdır. Semavî dinlerin temelinde ise Allah'ın insanlara peygamberleri vasıtasıyla hidayet yolunu bildirmesi vardır.
Semavî dinlerin asılları Allah tarafından gönderilmiştir. Bu dinlerin peygamberlerine vahiy bildirilmiş, bazılarına ayrıca kitaplar verilmiştir. Hz. Mûsâ'ya Tevrat, Hz. Dâvûd'a Zebûr, Hz. Îsâ'ya İncil verilmiş; Hz. Muhammed'in (s.a.v.) gönderilmesiyle peygamberlik tamamlanmış ve son hak din İslâm olmuştur. Kur'ân-ı Kerîm'de Allah Teâlâ, Hz. Dâvûd'a Zebûr verildiğini, Hz. Süleyman'a ve başka peygamberlere vahyettiğini bildirmektedir.
İslâm'da din, insanın Allah'ı tanımasını, O'na inanmasını ve hayatını O'nun bildirdiği ölçülere göre düzenlemesini sağlayan ilâhî bir nizamdır. İnsana niçin yaratıldığını, nasıl yaşaması gerektiğini ve hayatın sonunda nereye varacağını bildirir. Din yalnızca ibadetlerden ibaret değildir; inancı, ibadeti, ahlâkı, insanlarla ilişkileri, helâl ve haramları, dünya ve âhiret hayatına dair sorumlulukları da içine alır.






Ne güzel sakin ve huzurlu bir anlatım.