Bazı yolculuklar vardır ki insan yalnız bir şehirden başka bir şehre gitmez. Kalbinden başlayıp Rabbine uzanan uzun bir yolun yolcusu olur. Hac da böyle bir yolculuktur. Yıllarca beklenen, dualarda adı geçen, kavuşma ümidiyle yaşanan bir hasretin vuslatıdır.
2026 yılı hac mevsiminde bizler de milyonlarca Müslümanla birlikte Beytullah’a yönelmenin huzurunu yaşadık. Yüce Allah’ın, “Yoluna gücü yetenlerin Beyt’i haccetmesi Allah’ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır.” buyruğunu yerine getirmenin sevincini tattık. Uzun yıllar süren bekleyişin ardından Kâbe-i Muazzama’yı ilk görüş anında yaşanan heyecanı, gözlerden süzülen yaşları ve gönüllerde hissedilen duyguları kelimelerle anlatmak kolay değildir.
Bu mübarek yolculuk boyunca Diyanet İşleri Başkanlığımızın koordinasyonunda gerçekleştirilen hizmetlere yakından şahit olduk. Başta İzmir İl Müftülüğümüz olmak üzere kafile başkanlarımız, din görevlilerimiz ve hizmet personelimiz büyük bir özveriyle görev yaptı. Özellikle yaşlı hacılarımızın ibadetlerini rahatça yerine getirebilmeleri için gösterilen gayret, yalnız bir görev anlayışıyla açıklanamaz. Allah rızasını merkeze alan samimi bir hizmet anlayışının tezahürüydü.
Hac günleri boyunca yapılan irşad programları, verilen dinî rehberlik hizmetleri, okunan Kur’ân-ı Kerimler, edilen dualar ve gerçekleştirilen sohbetler ibadetlerimize ayrı bir derinlik kazandırdı. Manevî rehberliğin yanında fizikî şartların zorluklarına rağmen gece gündüz demeden çalışan hocalarımız ve görevlilerimiz, hacılarımızın ibadetlerini huzur içerisinde yerine getirebilmeleri için büyük fedakârlık gösterdiler. Kendilerine gönülden teşekkür ediyoruz.
Türkiye, hac organizasyonları konusunda uzun yıllara dayanan tecrübesiyle İslam dünyasında örnek gösterilen ülkeler arasında yer almaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığımızın yürüttüğü hizmetler yalnız ulaşım ve konaklama organizasyonundan ibaret değildir. Hacıların ibadetlerini bilinçli ve huzurlu şekilde yerine getirebilmeleri için her ayrıntı büyük bir titizlikle planlanmaktadır. Kutsal topraklarda bulunduğumuz süre boyunca bu hizmetlerin sahadaki yansımalarını bizzat görme imkânı bulduk.
Diğer hacı kardeşlerimizle yaptığımız sohbet ve istişarelerde aynı duygu ve düşüncelere ortak olduğumuzu görmek memnuniyetimizi daha da artırdı. Sunulan hizmetlerden duyulan genel memnuniyet, görevlilerimizin gayret ve fedakârlıklarının hacılarımız nezdinde de karşılık bulduğunu göstermiştir. Farklı şehirlerden gelen hacılarımızın benzer kanaatleri paylaşması, yaşadığımız güzel tecrübelerin ortak bir hissiyata dönüştüğünü ortaya koymuştur.
Bizler için ayrı bir gurur vesilesi olan bir gelişme daha yaşandı. Suudi Arabistan makamlarınca yapılan değerlendirmelerde Diyanet İşleri Başkanlığımızın hac organizasyonunun “En Başarılı Hac Organizasyonu” ödülüne layık görülmesi, ülkemiz adına büyük bir memnuniyet kaynağı olmuştur. Bu başarı, özveriyle çalışan görevlilerimizin, din görevlilerimizin ve organizasyonda emeği bulunan bütün kardeşlerimizin ortak başarısıdır. Kutsal topraklarda ülkemizin böylesine önemli bir başarıyla anılması, biz hacılar için de ayrı bir gurur vesilesi olmuştur.
Hac yolculuğunun en müstesna duraklarından biri de Medine-i Münevvere oldu. Âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin (s.a.v.) huzuruna varmak, Mescid-i Nebevî’de ibadet etmek ve Ravza-i Mutahhara’yı ziyaret etmek, hac yolculuğumuzun en anlamlı anları arasında yer aldı. Memleketimizden, ailelerimizden, dostlarımızdan ve bizlere selam emanet eden kardeşlerimizden aldığımız selamları Allah Resûlü’ne (s.a.v.) ulaştırmanın huzurunu yaşadık. Asırlardır ümmetin gönlünde yaşayan muhabbetin kaynağında bulunmak, tarif edilmesi zor duygular hissettirdi.
Mescid-i Haram’da geçirilen vakitler, Kâbe-i Muazzama’nın etrafında yapılan tavaflar, Arafat’ta edilen dualar, Müzdelife’nin sükûneti ve Mina’nın manevî iklimi gönüllerimizde silinmeyecek hatıralar bıraktı. Kurulan dostluklar, paylaşılan hatıralar ve aynı duaya âmin diyen milyonlarca Müslümanla birlikte geçirilen günler, hac ibadetinin unutulmaz güzellikleri arasında yer aldı. Farklı dilleri konuşan, farklı renk ve milletlere mensup Müslümanların aynı kıble etrafında buluşması, İslam kardeşliğinin en güzel tablolarından birini ortaya koydu.
Hac, yalnızca yerine getirilen bir ibadet değil; insanın kendisini yeniden tanıdığı, kulluğunu yeniden değerlendirdiği büyük bir mekteptir. Kutsal topraklardan ayrılırken gönlümüzde hem hac vazifesini yerine getirmenin huzuru hem de yeniden kavuşma arzusu vardı.
Yüce Allah’tan haclarımızı mebrur, ibadetlerimizi makbul, günahlarımızı mağfur eylemesini niyaz ediyor; hac hasreti çeken bütün mümin kardeşlerimize de en kısa zamanda Beytullah’a ve Ravza-i Mutahhara’ya kavuşmayı nasip etmesini diliyoruz.






Tebrikler ederim
Çok güzel tespitler... Tebrik ederim. Böyle güzel yazıların devamını bekliyoruz..
Cok doğru kaleminizin devamını dilerim.
Amin gönülden katılıyorum ve bu duyguları dile getiren kardeşime teşekkür ediyorum